![]() |
SERMAYE PİYASASINDA MESLEKİ/ETİK KURALLAR VE YATIRIMCI HAKLARI PANELİ AÇILIŞ KONUŞMASI |
İstanbul, 6 Mart 2002
Sayın Bakanım, Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları, "Türk Sermaye Piyasasında Mesleki/Etik Kurallar ve Yatırımcı Hakları" konulu panele hoş geldiniz.
Hepinizi şahsım ve panelist arkadaşlarım adına saygıyla selamlıyorum. Bu paneli hazırlayan Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği'ni kutluyorum.
Aracı Kuruluşlar Birliği Anayasamızın 135. Maddesi gözönünde tutularak kurulmuş olan kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşudur. 135. Maddede meslek kuruluşlarının kuruluş nedenleri arasında açıkça meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güvenliği hakim kılmak da sayılmaktadır. Aracı Kuruluşlar Birliği'nin görev ve yetkilerinin başında bu hususlar gelmektedir.
Keza Sermaye Piyasası Kanunu'nun 40/b maddesinde Birliğin görev ve yetkileri arasında Birlik üyelerinin dayanışma ve sermaye piyasasının gerektirdiği özen ve disiplin içerisinde çalışmalarına yönelik, meslek kurallarını oluşturmak da vardır. Bu çerçevede Birlik, üyelerinin sermaye piyasası faaliyetlerini yürütürken uyacakları meslek kurallarını belirlemiş bulunmaktadır.
Bu konuda değerli panelistler size tebliğlerini sunacaklar. 1. Bölüm mesleki etik kurallar ile ilgilidir. 2. bölüm yatırımcı haklarına ayrılmıştır.
Ben burada vaktin darlığı nedeniyle çok kısa olarak kamuoyunda güncelliğini koruyan ve basında banka mağdurları olarak adlandırılan küçük yatırımcılara, onların haklarına değinmek istiyorum.
3182 sayılı Bankalar Yasasının 65. maddesinde de bankaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devri düzenlenmekteydi. Ancak bu maddede bugün hakim ortaklar olarak adlandırılan, büyük hissedarların hisselerinin Fona devriyle yetinilmekte idi.
4389 sayılı Bankalar Kanunu, özellikle 14. maddesinin 3. fıkrasına göre; Bankaların Fona devri halinde tüm banka hisselerinin Fona devri zorunluluğunu öngörmektedir. Tüm banka hisseleri Fona devredilirken Fonun bankaya, banka hissedarlarına değil, bankanın nominal sermayesi kadar bir ödemede bulunarak hisseleri devralması kabul edilmiştir.
Aslında bu düzenleme Anayasa açısından kanımca hatalı bir düzenlemeydi. Bankalar Kanununda daha sonra yapılan çeşitli düzenlemelere rağmen hatada ısrar edildi. Bankanın hisseleri bankaya değil, banka hissedarlarına ait. Yapılan düzenlemede ise ödeme hissedarlara değil, banka hisselerinin sahipleri olan kişilere değil, bankaya yapılıyor. Banka ise yüzde yüz Fona ait. Anayasal açıdan bankanın hisseleri sıfır değerdeyse o zaman hissedarlara bir ödeme gerekmez ama onun dışındaki hallerde ödeme zorunludur.
Peki basındaki bu tartışmaların sonucu ne olabilir? İlk önce şunu belirteyim. Mevcut düzenleme karşısında küçük hissedarların, yani Fona devredilmiş bankaların (4 banka sanıyorum) hisselerini borsadan alan hissedarların hukuken yapacakları bir şey yoktur. Tek çare yasada değişiklik yapmaktır. Bankalar Kanununda yapılacak bir değişiklikle ve kolaylıkla, sadece hakim ortakların hisselerinin Fona devrinin düzenlenmesi ile borsadan hisse alan küçük hissedarlarının haklarının korunması mümkündür ve bunun yapılması gerektiği düşüncemi de çeşitli defalar açıkladım.
Borsada banka hisselerini satın alan küçük ortak, bu işlemler nedeniyle bankaya güvenmektedir. Bankanın tam olarak durumunun borsaya aktarılmasında güçlükler olduğunu da belirtmek isterim. Çünkü bankalar, özellikleri nedeniyle haklarındaki yaptırımlar gizli olarak gerçekleştirilen kuruluşlardır ve bu da zorunludur. Ama Bankalar Kanunu'nda yapılacak bir değişiklik ile 3182 sayılı yasada olduğu gibi sadece hakim ortakların hisselerini Fona devretme bir çözümdür ve Bankalar Kanununda yapılacak değişiklikler geriye doğru yürürlüğe sokularak en azından üçüncü kişilere devredilmemiş Fon bankaları ile ilgili olarak bu çözüm sağlanabilir. Ben ikinci bölümde yatırımcı haklarıyla ilgili tebliğ verecek panelist arkadaşlarımın bu konuya da değineceklerini tahmin ediyorum.
PROF. DR. SEZA REİSOĞLU
Panel Başkanı