![]() |
SERMAYE PİYASASINDA MESLEKİ/ETİK KURALLAR VE YATIRIMCI HAKLARI PANELİ AÇILIŞ KONUŞMASI İstanbul, 6 Mart 2002 |
Saygıdeğer Başkanlar, Saygıdeğer Öğretim Üyeleri, Hocalarım, Çok Kıymetli Dinleyenler, Katılımcılar,
Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği tarafından düzenlenen panel vesilesiyle, bu saygın topluluk ve heyetle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyetimi ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren, ekonomik hayatta ortaya çıkan olumsuzlukların sermaye birikimine yansımaması için, tasarrufların yatırımlara yöneltilmesini amaçlayan çok değişik düzeylerde önlemler alınmıştır.
Tasarrufların tüketim yerine yatırıma doğru kaymasını teşvik etmek için harcanan yoğun çabalara rağmen, 70'li yıllardan itibaren ortaya çıkan ekonomik gelişmeler sonrasında, bu alandaki tedbirlerin ciddi bir politika haline getirilmesi ve uygulanması, aynı zamanda bir sistemin de oluşturulması gerektiğine kanaat getirilmiştir.
Özellikle 24 Ocak Kararlarından sonra, tasarruf mevduatının faizlerinin çok büyük oranlarda yükselmesiyle eş zamanlı olarak çok sayıda tefeci ve bankacı ortaya çıkmış, büyük vurgunlar gerçekleştirmişlerdir.
Bu duruma acil çözümler getirmek, sermaye piyasası ile ilgili mali sektöre güvenli bir hizmet sunarak düzen vermek amacıyla daha sonra Sermaye Piyasası Kurulu da oluşturulmuştur.
Değerli Katılımcılar,
Son yıllarda önemli ilerlemelere rağmen, Türk Sermaye Piyasaları' nın mali sistem içindeki payı yine de tatmin edici bir düzeye erişememiştir.
Bu sebeple, 1981 yılında çıkartılan Sermaye Piyasası Kanunu, günümüze kadar beş ana değişiklik geçirmiş fakat buna rağmen kanunun tamamlandığını söylemek mümkün olamamıştır.
Sermaye Piyasası, temelde bireysel ve kurumsal yatırımcıların tasarruflarının özel kesime; orta ve uzun vadede ve düşük maliyetle aktarılmasının sağlandığı ortamdır. Aracı kuruluşlar, yatırım fon ve ortaklıkları ile bağımsız dış denetim şirketleri, derecelendirme şirketleri gibi diğer kurumlar da Sermaye Piyasasına yön vermektedirler. Sermaye Piyasasında güvenilir bir ortamın yaratılması, piyasaya yön veren kurumların da aynı zamanda güvenilir ve dürüst olmalarına bağlıdır.
Sermaye Piyasasının önemli bir aktörü olan yatırımcı; birikimini herhangi bir yöntemle ilgili kurumlara yatıran kişiyi ifade etmektedir. Tahvil satın alan, portföy yönettiren, katılma belgesi sahibi, döviz satın alan, sigortalı veya sigorta ettiren, banka müşterisi, şirket ortağı, repo yapan kişiler; yatırımcı kapsamına girmektedir. Yatırımcı kapsamına dikkat edildiğinde aynı zamanda "yatırımcının korunması"nın ne kadar önemli olduğunu görürüz. Çünkü yatırımcının korunması, yalnızca bir kısım mağdurların korunması anlamında değil; birçok menfaat grubunun, hatta ülke ekonomisinin korunması anlamına da gelmektedir. Bu nedenle, yatırımcının korunması gerçekten büyük bir önem arz etmekte ve bu noktada mali sektörü düzenleme ve denetleme otoritesi olarak Sermaye Piyasası Kurulu' na çok büyük görevler düşmektedir.
Değerli Katılımcılar,
Ülkemizde yatırımcının korunması iki temel yasa üzerinden yapılmaktadır. Bu yasaların alt düzenlemeleri de doğal olarak bu yasaları tamamlayan mevzuatlardır. Bunlar; Bankalar Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu' dur. Bu iki kanunun altında, çok değişik yönetmelik, tebliğ ve diğer düzenlemeler gelmektedir.
4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 1'inci maddesinde ve gerekçesinde tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması açık bir şekilde vurgulanmıştır. Buna göre riskin gerçekleşmesini önleyici tedbirler ve riskin gerçekleşmesi halinde zararın giderilmesini sağlayacak tedbirler gündeme getirilmektedir. 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 1'inci maddesinde ise; Sermaye Piyasası' nda hem ortakların, hem de tasarruf sahiplerinin korunması gereği ve amacı yine açık bir şekilde ifade edilmiştir.
Koruma, ayrıntılı ve temel olarak halka açık anonim ortaklıklarda ve Sermaye Piyasası faaliyetlerinde bulunanlar için doğrudan ve dolaylı koruma yöntemleri olarak öngörülmüştür. Bu iki yasanın yanı sıra, bilindiği gibi Türk Ticaret Kanunu, T.C. Merkez Bankası Kanunu ve Rekabetin Korunması Kanunu gibi diğer kanunlar da yatırımcı için dolaylı koruma faktörü öngörmektedir.
Ancak yasal düzenlemelerin mevcut olmasına karşın, gerek ekonomimizin çok değişik dönemlerde konjonktürel olarak olumsuz yönde gelişmesi, gerek alınan tedbirlerin yeterli olmaması ve gerekse bireysel yatırımcıların tecrübesizliği nedeniyle, son yıllarda yatırımcı mağduriyeti de oldukça artmıştır. Örneğin özellikle son yıllarda Bankacılık sektöründeki Off-Shore işlemleri ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu' na devredilen bankalar nedeniyle, yatırımcılar açısından oldukça olumsuz gelişmeler yaşanmıştır.
Özellikle yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çok değişik zorluklarla edindikleri birikimlerinden faydalanmak isteyen bazı çevreler, kurdurdukları şirketler aracılığıyla, maddi zararlar verdirerek devlete karşı güvensizlik yaratma ve ideolojik anlamda "Devlet Düşmanlığı" yayma faaliyetleri içinde de bulunmuşlardır.
Değerli Konuklar,
Yıllardan beri çeşitli araçlarla yapılan uyarılara ve duyurulara rağmen, birçok vatandaşımız maalesef mağdur duruma düşürülmüştür. Gerekiyorsa yasal düzenlemeler yapılarak Sermaye Piyasası Kurulu' nun bu durumdaki kuruluşlara karşı etkin tedbirler almasının yolunu mutlaka desteklenmelidir.
Burada bir görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum; yurtdışındaki vatandaşlarımızın tasarruflarının yurda çekilmesinde bankacılık sistemi içinde maalesef yeterince bir çözüm bulunmamıştır. Bu meselenin çözümü, sermaye piyasası içinde bulunmalıdır ve Sermaye Piyasası Kurulu' nun öncelikli görevlerinden biri de mutlaka bu konu olmalıdır.
Değerli Katılımcılar, Yatırımcılarımız,
Yatırımcılar tekrar piyasaya kazandırılmalıdır. Bunun için de öncelikle piyasaya yön veren kurumların "güven ilkesi" ve "dürüstlük ilkesi"ne uygun bir biçimde çalışmaları ve etik kurallara önem vermeleri gerekmektedir. Yatırımcının piyasaya güvenini sağlayacak gerekli bütün düzenlemeler yapılmalıdır. Öte yandan kamunun aydınlatılması konusuna da bence gerekli önemin verilmesi ortada ve zaruridir. Çünkü yaşanılan olumsuzlukların ve bu kadar yüksek oranda yatırımcı mağduriyeti yaşanmasının önemli bir sebebi kamuoyunun yeterince aydınlatılamamasıdır.
Bu alandaki bir başka olumsuz faktör ise yatırımcının eğitim ve bilgi eksikliğidir. Bireysel yatırımcı genelde hiçbir ön araştırma yapmadan bilinçsiz bir şekilde, kamu korumasına güvenerek ve karşı karşıya kalabileceği riskleri göz ardı ederek tercihini yapmaktadır.
Görülmektedir ki gerek mali sektörü düzenleme ve denetleme otoritesi olarak, Sermaye Piyasası Kurulu' na, gerek piyasaya yön veren aracı kuruluşlar, yatırım fon ve ortaklıkları ile bağımsız dış denetim şirketleri, derecelendirme şirketleri gibi diğer kurumlara ve gerekse yatırımcılara yani sermaye piyasasında rol oynayan tüm taraflara; "Yatırımcının Korunması" bağlamında görev düşmektedir.
Bu arada özellikle yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının tasarruflarının Türkiye' de yatırıma dönüştürülebilmesi için, yasal düzenleme ile güvence altına alınmalarına yönelik çalışmalar devam etmektedir.
Panelin düzenlenmesine emeği geçenleri kutlarken, güzel sonuçlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum.
Ahmet Kenan TANRIKULU
Sanayi ve Ticaret Bakanı